Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Yıl 3019
Çıplak iki insan bedeni beyaz bir odanın ortasındaki yuvarlak gümüş renkli bir döner platformun üzerinde sevişiyorlardı. Odanın tavanı ise komple ayna ile kaplıydı. Platformun üzerindeki insanlardan biri yüz yetmiş dört yaşında, sarışın bir erkekti, adı Ren’di ve sadece otuzbeş yaşında gösteriyordu. Diğeri ise henüz birkaç haftalıktı, adı henüz konmamış esmer bir erkekti ve o da aynı yaşta gösteriyordu. Ren’in, sahibi olduğu, tamamen sipariş ettiği ölçülere ve istediği özelliklere sahip olan bu “diğer beden”le seks yapmaktan çok zevk aldığı holografik ekrana yansıyan metabolik kimyasal tepkimelere ilişkin verilerden belli oluyordu. Ren’in iki bacağını da omuzlarına alarak sertçe götten siktiği bu “diğer beden” o ana dek sahip olduğu on dokuzuncuydu. Artık boşalmak üzereydi, penisini “diğer bedenin” deliğinden çıkarıp ağzına verdi. “Hepsini yut”, diyerek inleye inleye boşalmaya başladı Ren, “Sonra da gidip duş al ve uyu”. Dedikleri “diğer beden” tarafından harfiyen yerine getirildi.

Ren oldukça uzun bir zamandır ne erkek, ne de kadın olmak üzere kendisi gibi “orijinal” bir insanla sevişmemişti. Orijinallerle seks yapmak artık hiç tercih edilmeyen bir şeydi. Dünyada yaşanan son nükleer savaştan sonra kadın cinsinin uzun yıllar boyunca doğal yollarla çocuk doğurmayı reddetmesi, insan cinsel yaşamına ilişkin her şeyi değiştirmişti. Yapay ortamda döllenen insan yumurtaları, insana özgü normal hamilelik süreleri içinde erişkinliğe ulaşabiliyordu. Aile kavramının tamamen ortadan kalkmasıyla önceleri her birey özgürce cinselliğini yaşamaya, istediği cinsle ilişkiye girmeye başladı. Bir çocuk sahibi olmak için kimse artık öteki türe ihtiyaç duymuyordu. Hızla gelişen gen teknolojileri sayesinde insanlar, daha uzun yaşamaya ve “kendi tasarladıkları” çocuklara sahip olmaya başladılar. Kısa bir süre sonra ise genetik ve beden modifikasyonu teknolojileri artık herkesin tam olarak hayal ettiği “diğer beden”e çok daha kısa sürelerde sahip olmasına imkan verdi.

Orijinaller, birkaç haftada bebeklik ya da çocukluk dönemini yaşamadan erişkinliğe ulaşabilen bu bedenleri çeşitli amaçlarla kullanmaya başladılar. Öncelikle beden ve organ nakli bunların başında geliyordu fakat bu furya da uzun sürmedi, “diğer beden”ler yasalarla koruma altına alındılar. Çeşitli bilimsel deneyler, gezegen keşifleri, dünyalaştırma çalışmaları, uzay madenciliği gibi bir çok alanda geçici işgücü olarak kullanılmaya devam ettiler. Öte yandan artık hiç kimse vücutları “istemedikleri” özelliklere sahip olan partnerlerle seks yapmak istemiyordu. Böylece “diğer beden”ler seks partneri olarak da tasarlanmaya başladılar. Fakat bu bedenler orijinaller kadar uzun ömürlü olamıyorlardı. Daha kısa süre yaşayanlar çok daha az maliyetliydiler. Bir “diğer beden” kullanılmadığı zamanlarda uyutulursa, en fazla 6 ay kadar yaşayabiliyordu. Ren, her zaman tamamen aynı özelliklere sahip bir diğer bedeni tercih ediyordu. Mavi gözler, siyah saçlar ve dolgun ama küçük bir popo olmazsa olmazıydı. Bu bedene alışmıştı, farklı bir tercih de yapabilirdi ama o istemiyordu.

Ren, son 16 yıldır bir milenyum önceki haline kesinlikle benzemeyen dünyada yaşamaktaydı. İnsan ırkı yöneten küresel dünya hükümeti, uzaydaki tüm insan kolonileri için bir karargah vazifesi görüyordu. Herşeyden önemlisi artık dünyada savaşlar, terör, açlık ya da salgın hastalıklar gibi sorunlar yoktu, nüfus ve kontrol altındaydı ve gelişmiş füzyon reaktörleri sayesinde sınırsız, güvenli ve temiz enerji kaynaklarına sahipti insanoğlu. Özel giysiler sayesinde insanlar bitkiler gibi fotosentez yaparak ya da radyasyon özümseyerek hayatta kalabiliyor, katı besin türlerine ihtiyaç duymuyordu. Artık hiçbir canlı yenmek için öldürülmüyordu çünkü buna da gerek kalmamıştı. Bu sayede insanoğlu daha uzun yaşıyor ve uzayda herhangi bir besine ihtiyaç duymuyordu. Artık bir dünyalı olsa da Ren Mars’ta doğmuş, bir süre Ceres ve Titan’daki kolonilerde yaşamıştı ama henüz güneş sisteminin dışındaki gezegenlerde bulunmamıştı. Ren gezegen değiştirirken tüm diğer göçmenler gibi kendi bedenini de yaşayacağı yeni gezegene uyumlu hale getiriyordu. Ren’in bedeni zaman zaman soğuğa dayanmak, zaman zaman yerçekimsiz ortamda hızlı seyahat etmek, bazen de bulunduğu atmosfere göre nitrojen veya sıvı metan soluması için yeniden düzenlenmişti.

Ren, duştan sonra arabasına binerek “Beni sektör HS41’e götür”, dedi. Arabanın yapay zekası, “Varış noktası Sektör HS41…. Güzergah belirlendi. Varış 22 dakika, 13 saniye”, diyerek motorları çalıştırdı. Araç belirlenen süre içinde Ren’in ofisinin bulunduğu bölgeye ulaşmıştı. Ren arabadan çıkmadan önce göbek deliğinin hemen üzerinde yer alan üç yuvarlak çıkıntıdan birine dokundu. Ten rengi aniden esmerleşti, vücut kılları uzayıp belirginleşti, dudakları kalınlaştı ve saçları kısalarak siyah ve kıvırcık oldu. Aynada göz bebeklerini kontrol etti, göz bebekleri açık yeşilden altın hareli hoş bir kahve tonuna dönüştü. Evde kullanmayı tercih ettiği bedeni işyerinde kullanmıyordu, onu evdeki haliyle görebilen tek kişi “diğer beden”di. Ren’i sosyal hayatta herkes bu görünümüyle tanıyordu. Değiştirilemesi yasak olan tek şey kişinin parmak izleriydi. İş merkezinin kapısındaki tarama cihazına elini koydu, kapı derhal açılarak, “Hoşgeldiniz Ren Monroe”. Ren ofisine gidip çalışmaya başladıktan iki saat sonra günlük mesaisi sona erecekti, sonrasında tamamen özgürdü.

İşi bittiğinde Ren yine arabasına bindi ve “Beni eve götür”, dedi. “Varış noktası ev…. Güzergah belirlendi. Varış 14 dakika, 22 saniye”, dedi yapaya zeka. “Diğer bedeni varmadan 2 dakika önce uyandır ve beyaz odaya al”, diye emretti Ren. “Diğer beden sizin için hazırlanıyor… Lütfen ekrandan tercih ettiğiniz yükseltme paketlerini seçin”, dedi yapay zeka. Ren holografik ekrandaki seçenekleri inceledikten sonra parmağıyla görüntüyü kaydırarak, “Hmm yeni program paketleri eklenmiş”, diyerek birkaç butona tıkladı. “Diğer bedene seçtiğiniz program paketi yükleniyor… Kredi hesabınızdan 863 NWD ödeme gerçekleştirildi” Ren, göbeğindeki aynı çıkıntıya yeniden dokundu. Aynadaki değişimini keyifle izlerken çoktan eve varmıştı. Duşa girdi, duşun altındayken üzerindeki günlük giysi de eriyerek suyla beraber akıp gitmişti. Göbeğindeki bir başka çıkıntıya dokundu, penisi ereksiyon olurken uzadı ve kafası da iyice şişti. Parmağıyla penisinin üzerine resim yaparmış gibi dokundukça dokunduğu bölgeler kabararak damarlı bir görünüme kavuşuyordu. Aynada organına baktı, tam istediği gibiydi. Keyifle gülümseyerek beyaz odaya doğru yürüdü.

Kapıyı açtığında “diğer beden” gümüş renkli platformun üzerinde bir oyuncak gibi oturuyordu. Yavaşça yanına sokulup diğer bedenin büyüleyici yuvarlak poposunun altında durak ayak tabanlarına dokunarak onu aktive etti. Mavi gözleriyle Ren’e bakıp masum bir çocuk gibi gülümsedi, “Babacım, eve dönmeni bekliyordum”, dedi. Ren uzanıp elini onun poposunun arasına kaydırarak deliğini kontrol etti, sabahki seksten sonra yeniden hiç açılmamış gibi daracıktı. Ren onu sırt üstü yatırıp üzerine uzandı ve bacaklarının arasına girdi. “Korkma dedi, baban seni seviyor. Bacaklarını belime sar…”. Diğer beden bacaklarını Ren’in beline doladı, öpüştüler. “Senin adın Del. Bundan sonra sana böyle sesleneceğim oğlum”, dedi meme uçlarını yalayıp ısırırken. “Şimdi -bekaretini- alacağım senin”, dedi Ren. Del, Ren’in geniş omuzlarına, kaslı göğüslerine ve karnına ilk defa görüyormuş gibi dokunurken, deliğine bastıran kocaman penisi hissediyordu. Eliyle penisin sapına dokundu, damarlarını, sertliğini ve iriliğini hissetti. “Bu nedir babacım, canımın acımasından korkuyorum”, dedi Del. Ren, “Korkma, sadece biraz acıyacak, sen bana sıkıca sarıl. Çok hoşuna gidecek”.

Del’in yüzündeki acı ve korku ifadesi hoşuna gitmişti. “Korkma, babana güven oğlum”, diyerek penisini daha da bastırdı deliğe. “Canım yanıyor”, dedi Del, gözlerinden yaşlar süzülmeye başlamıştı. “Sabret”, dedi Ren anın zevkini çıkarırken, “Geçecek”. Penisinin iyice şişen kafası Del’in deliğini adeta yırta yırta giriyordu içeri. Del acıyla bağırdı, Ren eliyle Del’in ağzını kapatarak bastırdı, artık içindeydi. Del’in yüzü kıpkırmızı olmuştu, elini ağzından çekerek, “Beni seviyor musun?”, diye sordu Del’in yaşlı gözlerinin içine bakarak. Del kırık ve çocuksu bir sesle, “Evet seviyorum babacım ama acıyor”, dedi. “Bu benim de seni çok sevdiğimin kanıtı, sen de bunu seviyorsun artık değil mi?”, dedi Ren. “Seviyor muyum?”, diye sordu Del. “Evet seviyorsun çünkü babanı mutlu etmek istiyorsun”. Ren kalçalarını hareket ettirerek Del’in içinde gidip gelmeye başlamıştı. “Evet seviyorum”, dedi Del geniş omuzlarını ve kollarındaki damarları okşayarak.

Bir süre sonra Ren, Del’i yüz üstü çevirerek sikmeye devam etti. “Ahhhh, birazdan boşalacağım”, dedi. “Boşalmak nedir babacım?”, diye sordu Del. “Babanın penisinden tatlı bir süt akacak içine”, dedi Ren. “Annemin sütü gibi mi?” “Evet oğlum ama bu çok daha tatlı ve lezzetli. Tadına bakmak ister misin?” “Evet çok isterim”. Ren penisini Del’in deliğinden çıkarıp ağzına uzattı. “Bu büyük etli kısmı görüyor musun?” “Evet, babacım”. “Tamam, işte orayı annenin memesini emdiğin gibi hafifçe emeceksin. Birazdan babanın sütü ağzını dolduracak, hepsini yutacaksın, tamam mı?”. Del ağzında Ren’in penis kafası varken evet anlamında başını salladı. Ren, Del’in elini alıp taşaklarına yerleştirdi. “Bunları da okşamanı istiyorum emerken”. Birkaç dakika içinde Ren’in penisinden fışkıran spermler Del’in ağzını doldurmaya başlamıştı. Onun yutkunmalarını hissetmek büyük keyif veriyordu Ren’e.

Bin yıl kadar önce boşaldıktan sonra dinlenmek zorunda kalan insan bedeninin acizliğini düşündü Ren, ne kadar da zavallı bir durumdu. Oysa Ren’in dinlenmeye hiç ihtiyacı yoktu. Del, yuttuğu spermlerin tadı hoşuna gitmişçesine gülümsüyordu, “Baba sütünün tadı çok güzelmiş”, dedi. Ren de gülümseyerek, “O zaman daha çok içersin”, diye karşılık verdi. Del’i diz üstü çöktürdü, yüzü koyun yatırıp poposunu havaya dikti. Arkasına geçerek deliğine baktığında kalın penisi yüzünden onun epeyce açılmış olduğunu görebiliyordu. Parmaklarını deliğin kenarında dolaştırdığında Del acıyla inledi. “Acıyor babacım”, dedi Del. “Ve senin de hoşuna gidiyor değil mi?” “Evet çok hoşuma gidiyor”. Ren, Del’in kılsız ve iri taşaklarına dokundu. Ne yazık ki içlerinde hiç sperm yoktu, diğer bedenler orijinaller gibi boşalamazlar ve üreyemezlerdi. “Böylesi belki de çok daha iyi”, düşünerek Del’in deliğini ve taşaklarını yalayıp emmeye başladı. “Nasıl? Acın hafifliyor mu?”, diye sordu. “Evet babacım, artık hiç acımıyor” diye masumca gülümsedi Del.

Ren Del’in bacaklarını ayırarak, “Haydi baban deliğini yalayıp emerken, sen de onun kamışını yala”. Ren yatağın kenarındaki holografik ekranda bir düğmeye basarak odadaki yer çekimini kapattı. Ren ve Del platformun üzerinde hafifçe havaya yükseldiler. Hava süzülerek Del’in altına ters olarak uzandı. Kollarıyla belini sararak, poposunun yanaklarını ayırıp Del’i yalamaya devam etti. Del gözünün önünde yavaşça sallanan kocaman penisi bir eliyle kavrayıp ağzına götürürken, bir kolu da Ren’in beline dolanmıştı. Del penisinin kafasını emerken Ren bir bacağını onun boynunun üzerine atarak bastırdı. Penisi Del’in gırtlağına kadar girmiş, burnu taşaklarına değmeye başlamıştı. Del, dili Ren’in kalın penisinin gövdesi etrafında tur atarken nefes alamadığı için öğürmeye başlamıştı. Ren birden bacağını boynunun üzerinde kaldırdı ve penis gırtlağından dışarı fırladı. Havada süzülen zevk suyu damlacıklarını izlerken Ren ikinci hamlesini yaptı ve onu yeniden ablukaya aldı. Del kocaman açtığı ağzına Ren’in kaz yumurtası iriliğindeki taşakları aynı anda almıştı. Ağzının içinde iri taşakları, onları penise bağlayan dokuları ve damarları hissediyordu. Ren’in zevkten inlediğini duydu, dudaklarını büzerek ve dilini kullanarak taşakları keşfetmeyi sürdürürken yanağına dayanan damarlı organı spermlerini yeniden fışkırtmaya başlamıştı.

Platformun altından fırlayan bir küre havada süzülerek sperm damlacıklarını vakumlayarak temizledi. Del ise Ren’in penisinin ucundaki son damlaları yutmak için kafasını ağzına almıştı. Ren eliyle hologram ekrana yeniden dokundu, yer çekimi yeniden devreye girmişti. Yatağın üzerine düştüklerinde penisi aniden Del’in boğazına kadar girmişti. Del, Ren’in penisinin kafasının boğazına takıldığını hissediyordu. Ren penisini geri çekmeye çalıştı ama Del’in gırtlağına sıkışmıştı. Onun nefes alamayarak çırpınmasını, yüzünün giderek kırmızıdan mora dönüşmesini izlerken büyük bir zevk alıyordu. Del’in mavi göz bebekleri büyümüş, vücudu yaşadığı şokla kasılmaya başlamıştı ki Ren göbeğindeki düğmeye bastı. Penisi aniden küçülmeye başladı ve boğulmak üzere olan Del’in ağzından dışarı fırladı. Ren, baygın halde yatan Del’i kaldırıp sırt üstü çevirdi. Yüzünü tokatlayarak onu uyandırdı. “İyi misin oğlum?”, dedi çok da umursamayarak. Eğer Del boğazında Ren’in penisiyle ölmüş olsaydı, hemen yeni bir tane daha sipariş verebilirdi. Sadece birkaç hafta daha beklemek istemediğini düşünmüş, “bu defalık” vazgeçmişti. Del boş gözlerle bakıyordu ona.

Holografik ekrandan birkaç düğmeye dokundu. “Neler oluyor? Neden çalışmıyor bu?”, dedi. Yapay zeka, “Sistem yeniden yüklenecek… Üretici ile bağlantı kuruluyor… Lütfen bekleyin”, dedi. Birkaç saniye içinde ekranda kırmızı bir yazı belirdi: “Yükleme hatası”. Ren, “Lanet olsun! Bir daha bu şirketten sipariş vermeyeceğim”, derken yazı kayboldu ve “Yükleme devam ediyor”, yazısı görüldü. “Sizi dava edeceğim orospu çocukları”, dedi, “Oturumu kaydet” butonuna basarak. “Bu kadar kötü bir hizmet vermenin bedelini ödeyeceksiniz” Tam bu sırada ekranda “Yükleme tamamlandı”, yazısı göründü. Del başını yavaşça Ren’e çevirip sırıttı. “Beni özledin mi yavrum?…” Ren, “Ne saçmalıyor bu?!”, dedi holografik ekrandaki bazı düğmelere basarak, “Sistemi yeniden başlat!” Yapay zekanın sesi duyuldu: “Sistem kapatılamıyor…. sistem kapatılamıyor… sistem kapatılamıyor…”. Bu sırada Del platformda ayağa kalkmış, Ren’e bir boa yılanı kadar kalınlaşıp büyümüş ve sertleşmiş penisini göstererek, “Babacık seni şimdi bununla besleyecek seni azgın küçük orospu!”, diyordu. Ren yataktan kalkmaya çalıştığında Del onu saçlarından yakaladı ve aşırı büyümüş olan penisine yaklaştırdı: “Nereye gidiyorsun küçük orospum?”.

Del’in penisi sanki bedeninden ayrı bir canlı gibi kıvrılıp bükülüyor, başı ve üzerindeki damarlar şişip iniyordu. “Bırak beni, sana emrediyorum!”, dedi Ren. Del, “Zoru sevdiğini biliyorum yavrum”, diyerek mermer sertliğindeki penisini onun suratına vurdu. Ren yumruk yemiş gibi hissetmişti. Gözlerini yeniden açtığında karşısında zevk suyu akıtan canavar gibi bir penisle karşılaştı. Del zorla iki başparmağını ağzına sokup çenesini açtıktan sonra penisini Ren’in gırtlağına iteledi. Ren onun bacaklarına vurup iterek kendisinden uzaklaştırmaya çalışıyordu ama başarılı olamadı. Ağzını dolduran tuzlu ve yapış yapış sıvıyı tükürmeye çalışırken Del aniden iki kolunu da bileğinden yakalayıp gırtlağına kökledi. Çenesinin alt kısmını hissetmiyordu artık Ren, tamamen uyuşmuştu. “Hoşuna gidiyor mu orospu?!”, dedi Del, “Hadi em! Babacık seni tatlı sütüyle besleyecek!” Ren, çaresiz bir şekilde kurtulmaya çalışırken, “Ama bu imkansız, diğer bedenler asla boşalamaz”, diye düşündü ve birden aklına arabadayken gördüğü yeni yükseltme paketleri geldi, “KAHRETSİN!”

Boğazı istemsizce kasılırken Del spermlerini fışkırtmaya başlamıştı. Ren kusmak istiyordu ama midesi Del’in spermleriyle dolarken kolları iki yana açılmış halde olduğu yere mıhlanmıştı. Del kollarını bükerek onu ayağa kaldırdı ve sırtını göğsüne yasladı. Kalçalarının üzerinde Del’in canavar penisini hissediyordu. Del uzun diliyle Ren’in boynunu yalayarak: “Beğendin mi babacığının yarrağını küçük orospum?”, diye sordu. “Bırak beni!”, dedi, “Sistemi yeniden başlat! Yardım çağır!” “Ne sisteminden bahsediyorsun azgın fahişem benim, seni sikip döllemeden nereye gideceksin?” Yapay zekanın sesi duyuldu: “Geçersiz komut girildi…Geçersiz komut girildi…Geçersiz komut girildi…”. Del, Ren’in yanağını okşadı: “Babacıktan kaçış yok anlaşılan küçük orospu!”, dedi ve onu beyaz odanın duvarına yapıştırdı. Yeni programı Del’i olduğundan çok daha güçlü yapmıştı. Ren’in kalçalarının yanaklarını ayırarak kalın penisini onun daracık deliğine bastırdı. “Acıyı sevdiğini biliyorum orospum”, dedi Del ve sertçe aletini dibine kadar Ren’in daha önce hiç açılmamış deliğine kökledi. Duyduğu korkunç acıyla bağırdı Ren ama Del’in eli ağzının üzerine kapanmıştı. Del’in taşaklarının kendi taşaklarına çarptığını hissediyordu. “Aferin yavrum. Şimdi de motoru çalıştıralım”.

Del, Ren’in bakir deliğini ritmik bir şekilde hızlı ve sertçe sikmeye başlamıştı. Duyduğu keskin acı yüzünden gözlerinden akan yaşlar yanaklarına süzülen Ren çaresiz bir şekilde Del’in avucunun içine haykırıyordu: “AAARRRGGGHHH!!!” Del onu duvara bastırdıkça nefesi kesiliyordu. Buna daha ne kadar dayanabileceğini bilmiyordu Ren ama Del’i durduramayacağını artık anlamıştı. “Lütfen babacım”, diye mırıldandı kırılgan bir sesle, “Artık bu kadarı yeterli, gerçekten!…” “Merak etme”, dedi Del, “Sen güvenli kelimeyi söylediğinde duracağım”. “Güvenli kelime mi?” “Evet, onu sadece sen biliyorsun” “Hayır bilmiyorum…” “Biliyorsun…” “Gerçekten bilmiyorum”… Aklına sürekli kullandığı şifreler geldi ve odadaki yapay zekaya seslendi: “4321ren?”… “Hataları giriş yaptınız”… “ren2845″… “Hatalı giriş yaptınız”… “hay sokayım!”… “Hatalı giriş yaptınız… Bu güvenli kelime için son hakkınızdı”. “Güvenli kelime hatırlatıcıyı kullanmak istiyorum”, dedi Ren. “Güvenli kelime hatırlatıcı lütfen…”, diye inledi. Del hala acıdan uyuşmuş olan deliğini sikmeye devam ediyordu. “En son adet gördüğün gün hangisidir?” “Ne adet görmesi, ne saçmalıyorsun? Başka güvenlik sorusu yok mu?” “Meme implantı yaptırdığın sene hangisidir?” “Bu ne demek şimdi?!”, dedi Ren. “Üzgünüm Stella Rowan, hatalı giriş yaptınız… 24 saat içinde yeniden deneyebilirsiniz” “HEY!”, diye bağırdı, “STELLA ROWAN DEĞİLİM BEN!!! GÖRMÜYOR MUSUN?!!!” Del kulağına eğilip usulca: ” Stellaaaa…. Babasının küçük oropsusuuuu… Döllenmeye hazır mısın?”

Del, Ren’i kaldırıp gümüş platformun üzerine fırlattı. Ren kaçmaya çalışırken de aniden bir kaplan gibi üzerine atıldı ve onu sırt üstü platforma yapıştırıp tek bacağını omzuna alarak penisini yeniden içine kökledi. Ren’i sikerken Del’in taşakları şimdi sertçe götünün yanaklarına çarpıyordu. “Hazır mısın küçük orospum!”, dedi Del, “Aç ağzını! Daha büyük aç! Kocaman aç!”, diyerek onu tokatlayarak aletini deliğinden çıkarıp spermlerini üzerine fışkırtmaya başladı. Ren’in yüzü ve vücudu Del’in spermleriyle kaplanmıştı. Del yüzünde hain bir sırırtmayla Ren’in yüzüne bakarak: “Boşaldıktan sonra seni dövmemi sevdiğini biliyorum yavrum…”, dedi Del. “HAYIR! Kesinlikle istemiyorum!”,diye bağırdı Ren. “DUUURRRR!!!” O sırada yüzüne inen sert yumrukla kaşının patladığını hissetti. İkinci yumrukla birlikte ağzının içine sıcak tuzlu bir kan tadı yayılmıştı. Ren Monroe, üçüncü yumrukta artık dünyadan geri dönemeyeceği kadar uzaktaydı… Del, “Aferin Stalla, seni küçük orospu…”, dedi onun cansız bedenini kaldırarak, “Şimdi seni yüz üstü çevirip bir daha daha sikeceğim. Ama buna bayılacaksın…”.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32