Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

BABANIN GÖREVİ 13
“Bu haksızlık…” dedim yılgın bir ses tonuyla.
Arabada beraber giderken bile aramızdaki mesafenin bu kadar kısa olması çok garip hissettiriyordu gerçekten de. Oğlumla aramdaki bağın bir anda değişmesi, o kadar sarsıcı bir etki bırakmıştı ki hem beynim hem de bedenim bunu atlatamıyordu. Daha da kötüsü, ona karşı değişen hislerimdi. Kadınsal yönüm, onu arzularken; bir anne olarak olanlara sadece tepki göstermek, çığlık atmak ve karşı koymak istiyordum.
“Hayır…” diye cevap verdi kendinden emin bir sesle; “Bu, babama karşı en dürüst olduğun yöntemdi. Neden böyle iyi bir adamı kandıralım ki? Değil mi?” dedi bana doğru bakarak. Göz teması kurduğum anda ise göz kırpıp, dudaklarıma baktı. İç çekti. Anlıyordum. Hareketleri, bir göz hareketi bile çok şey anlatıyordu aslında.
“Bunun mu dürüst olacağını söylüyorsun? Kendi bebeğini, babanınki gibi göstermek mi dürüst olan?”
“Evet, çünkü benim yöntemim sayesinde babam mutlu olacak, güvenli bir şekilde geri dönecek ve güzel bir hayata başlayacağız.” dedi. Yüzündeki ifade çok tanıdıktı, tam bir zafer kazanmış haldeydi. Bu durumdan hoşlanmıştı.
“Tamam da benim planım da aynı işlevi görecekti. Babana hamile olduğumu söyleyecek ve problemsiz bir şekilde gelmesini sağlayacaktım.” dedim, hala bir umudum vardı. Belki vazgeçerdi, vazgeçmeliydi.
“Hahahaha!” diye kahkaha attı, “Bu mu dürüstlük anne? Sonrasında ne olacak peki? Ne diyecektin, bebek düştü mü diyecektin? Adam kalpten giderdi. Ya da en iyisi, en başından beri yalan söylediğini mi anlatacaksın? O zaman ne diyecekti? Benim yöntemim kalıcı bir çözüm ve mutluluk sunuyor. Seninki ise geçici, arada ciddi bir fark var.”
Gözlerini yola dikmiş, konsantre olmuş bir şekilde arabayı kullanıyordu. İnanılmazdı, herşeye bir cevabı vardı.
“Görmüyor musun anne? Bu çözüm en iyisi, en doğrusu. Bundan sonra babam geldikten sonra, kendini gerçekten bir adam gibi hissedecek. Yaralarından dolayı çocuk sahibi olamayan bir adam gibi değil, gerçek bir erkek gibi. Görmüyor musun, bu en doğrusu.”
“Artık ne gördüğümden emin değilim Barkın, hepsi çılgınca. Dün olanlar da çılgınca, bugün olanlar da çılgınca. Verdiğim söz de çılgınca, daha da ötesi senin kendi öz anneni hamile bırakmak istemen, bu delice! Bilemiyorum…”
“Biliyorsun anne, olanların hepsi olması gerektiği için oldu. Dün olanlardan dolayı çok mutluyum, bizim vücutlarımızı bugüne hazırladı. Birbirimizi gördük, tadımıza baktık. Bunlar, çok eşsiz deneyimler. İtiraf et anne, dün gerçekten de çok azgındın.” dedi, hafifçe gülümseyerek.
İtiraz edecektim, ancak edemezdim. Dün hissettiklerimi çok iyi biliyordum. Ne düşündüğümü, neler hayal ettiğimi… Herşeyi. Çok iyi biliyordum. O yüzden itiraz etmekle vakit kaybetmeyecektim, zaten etsem de onun gözünde pek farklı olmayacaktı. Davranışlarımı düşündüm, gerçekten de utanç vericiydi… Barkın’ın beni çıplak görmesine izin vermiştim, onun erkekliğini yalamıştım, onun da beni yalamasına izin vermiştim, hatta…
“Vücudum bana ihanet etti Barkın. Seninle bir yetişkin gibi konuşacağım, babanla benim asla normal bir cinsel yaşamımız olmadı. Uzun zamandır ise, hiç olmadı. Bu nedenle vücudumda böyle tepkiler olması son derece normal. Buna rağmen, sen bedenimi bir anne ve oğlunun olmaması gerektiği hallere girecek kadar zorladın. Hatta yapmak istediğin şey, asla geçilmemesi gereken bir sınır. Hem de asla!”
“Fakat bu geçilmeli anne. Bak sana bunu söylemem lazım, senin nefret ettiğin bir şeyi yapmak istemiyorum. Senin zorla yaptığın bir bebeğe sahip olmanı da istemiyorum. Seninle sevişmek istiyorum, bunu aşkla yapalım istiyorum. Sonucunda da güzel bir çocuğa sahip ol diye, onu sev diye. Güzel olsun istiyorum herşey. Hatta güzel bile değil, harika olsun istiyorum!”
Sözleri yüreğime dokunmuştu. Gerçekten de beni düşünüyordu. Yine de… Aklım almıyordu, hayal bile edemiyordum. Ama istiyordum… Bedenim bunu istiyordu. Lanet olsun ki itiraf etmeye bile korkarken, aslında bedenim içten içe bunu arzuluyordu. Olmamalıydı. Mantığım hayır diye çığlık atarken, vücudum adeta bana yalvarıyordu. Neden o hamilelik testini atlamıştım ki? Kocamın umutlarını diri tutmak için mi, bunca zaman sonra olmasını çok istediğim için mi… Bilemiyorum. Bilemeyecektim de. Bunlar hep kafamı karıştıyor ve allak bullak ediyordu. Başka bir işe de yaramıyordu.
“Ben de seni seviyorum Barkın. Hem de çok fazla. Sen benim canımdan bir parçasın. Ama bir şeyi anlaman lazım, anne ve oğlunun arasındaki sevgiyle; senin istediğin çok farklı şeyler. Bunların arasında ciddi bir fark var. Annenin oğluna hissettiği sevgi hassastır. Hep ona göz kulak olmak ister. Fakat diğeri… Biri, bizim aramızdaki bağı tamamen değiştirecek bir şey. Farkına varmalısın bunun, iyice anlaman lazım.” dedim, gözlerinin içine bakıyordum. Tüm dikkatini yola vermişken, dönüp bir anlığına bana baktı. Gözlerini benden ayırmadan konuştu.
“İkisine de yer var anne. Hep bana göz kulak olacağına, beni seveceğine inanıyorum. Bununla alakalı bir endişem yok kesinlikle. Dün bunu çok iyi anladım. Senin çıplak bedenini hissettim, seni istedim, tadına baktım. Bedenimin buna tamamen hazır olduğuna da emin oldum, sadece bir anne olarak görmüyorum seni; dünden itibaren bir kadın olarak istedim seni. İçine boşalıp senden çocuk yapabileceğimi anladım, bedenimi de buna hazırladım. Sadece ben değil, sen de buna hazırsın. Vücudunu gördün, hissettin. Sen de biliyorsun. Bu olacak anne, olmalı.”
Tekrar gözünü yola çevirip sürmeye devam etti.
Söylediklerinin doğru olduğunu itiraf etmek istemiyordum. Vücudum, onun dokunuşu ile yanmıştı. Onu istemiştim. Onun erkekliğinin görüntüsü bende farklı dürtülere yol açıyordu, onu istiyordum, onu yiyip bitirmek, ona dokunmak, sahip olmak istiyordum. Hala da açtım, ona karşı… Hem de deliler gibi, ne kadar inkar etmek istesem de gerçek buydu.
İçimdeki bu utanç verici dürtü ise o kadar güçlüydü ki bacaklarımın arasının ıslanmasına engel olamıyordum, o görüntü her gözümün önüne geldiğinde ıslanıyordum. Daha önce bir şeyi bu kadar çok istememiştim, arzu halini almaya bile başlamıştı. Ne ara bunlar olmuştu anlamamıştım ama bunları bir anda yaşamak, hem de doruklarda… Bilemiyordum. Çok garipti. Oğlumla ilgili düşüncelerim bir anda değişmişti. Ayrıca, haklı olduğu o kadar çok taraf vardı ki. Ona olan sevgimi de düşününce… İyice kafam karışıyordu.
Yine de mantıklı olmak zorundaydım.
“Barkın, sen tüm bunları düşündüğüne emin misin? Yani sonuçlarını tam olarak anladığını düşünüyor musun? 18 yaşında baba olabileceğine, buna ruhsal olarak hazır olduğuna inanıyor musun? Çünkü o bizim çocuğumuz olacak…” Söylediklerime inanamıyordum. Bizim çocuğumuz… Söylediğim zaman bile tüylerim diken diken oluyor, heyecanlanıyordum.
“Evet anne, hepsini düşündüm. Uzun geceler boyunca hem de. Ona hem bir kardeşim gibi davranmam gerektiğini, hem de gerektiğinde kendi çocuğum olduğunu hatırlamayı bilirim. Ne gerekiyorsa ben hazırım. Sonuçları ne olursa olsun, buna kendimi hazırladım. Şu ana kadar verdiğim en doğru karar, hem bizim için, hem de babam için. Ailemizin mutluluğu için ne gerekiyorsa yaparım, buna da her an hazırım.”
Eve daha çok mesafe olmasını istiyordum. Bu yolculuk bitmesin istiyordum. Deliriyordum içten içe… Ama neredeyse varmak üzereydik. Sağa döndükten sonra, Barkın park etmek için evin garajına doğru ilerlerken kan beynime hücum ediyor, kollarım uyuşuyordu…
Eve gelmiştik.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32